İlk Ayakkabının Keşfi

İnsanlar çıplak ayakla yürürken ayakları acıyordu. Buna bir çözüm bulunması gerekti. Ayağımızın kumda bıraktığı izden de esinlenerek akıllara ayağımız ile yer arasına bir parça koymak geldi. Fakat şu anki ayakkabılar doğal olarak tasarlanamamıştı. Bir çeşit sandalet yapıldı. Buna ayakkabı dendi. Kullanıma başlandı ve tercih edildi. İnsanlar ayakkabı keşfinden sonra ayakkabı kullanacaklarını kararlaştırmış oldular. Tabii ki her zaman ayakkabının işlevi sadece ayak ile yer bağlantısını kesmek olmamalı. Zamanla beraber gelişim göstererek ayakkabı üretiminde şıklık kadar rahatlık, uzun ömürlülük kadar maliyet de önemseniyor.

İlk ayakkabı yapımını Antik Mısırlılar gerçekleştirmiştir. Eski ayakkabılar içinde Yunanların avlanırken kullandıkları çizme, eski tarihlerde insanların kullandıkları tabanı deriden ve tahtadan sandallar vardır. Yapılacak işe göre ayakkabının şekli, ağırlığı, yapı maddesi değişkenlik gösterir. Yıllar içinde çok farklı modeller gelişmiştir. Bunlardan biri 14.yy’da yoğun olarak kullanılan uzun ayakkabı modelidir. Ayakkabı o kadar uzundur ki insanlar ayaklarında tutabilmek için ayakkabının ucunu bellerindeki kemere bağlamaktadır. Bir başka çeşit ayakkabı ise çizmelerdir. Bayanların şuan sadece kışın kullandıkları çizmeler önceden erkekler tarafından kullanılıyordu. Tabii biraz daha farklı modelini. Bu olayın yaşandığı tarih olan 19.yy’da bayanlar Paris’ten el yapımı ayakkabı almak istiyordu. Sonrasında artan ayakkabı ihtiyacına cevap verebilmek ve daha kolay ayakkabı                                                                                                       yapabilmek için ayakkabı makineleri ile seri üretime geçildi.

Topuklu Ayakkabının Mucidi Kim?

İddialara göre Leonardo da Vinci Florensa’daki ünlü bir ailenin kısa boylu kızının düğünde kaybolmaması için ayakkabılara topuk koyulmasını söylemiştir. Bayanların şu an ki topuklu ayakkabı anlayışı buradan geliyor olabilir. Ayakkabılarda kullanlılan malzeme de şekli gibi zaman geçtikçe değişmiştir. Günümüz şartlarına ve modaya uygun olarak tasarlanmaktadır. Bu yüzden eski tarihteki ayakkabılar ile son model ayakkabılar arasında tasarım olarak ciddi fark bulunmasına şaşırmayın.

19.yy dan itibaren seri üretim ile insanların ayakkabı ihtiyacı karşılanmaktadır. Teknoloji geliştiği için daha az malzeme kulanarak veya daha ucuza daha kaliteli ayakkabılar üretilmektedir. Ayakkabı kalitesinde artış mevcuttur. Çok eski tarihlerde ayakkabının zor temin edilmesinden dolayı bazı durumlarda ayakkabı kullanılmadan da hayatı yaşama zorunluluğu gelişen teknoloji ile asgari seviyeye inmiştir.

Android Telefonlara Root Atmanın Olumlu ve Olumsuz Yanları Nelerdir?

Android Telefonlara Root Atmanın Olumlu ve Olumsuz Yanları Nelerdir?

Android cihazlarda sistemsel işlemleri yapabilmek için root izni gerekmektedir. Bu yetki olmadan android cihazlarda sistemsel değişiklik yapmak olanaksızdır. Android cihazlar genellikle kullanıcılara root izni vermeyen yapılarıyla piyasaya sürülüyorlar. Bu demek oluyor ki android telefon üreticileri cihazlarda sistemsel değişiklik yapma yetkisini kullanıcılara vermemektedir. Bu durumda android telefon kullanıcıları cihazlarına tam olarak hâkim olamıyorlar ve onları diledikleri gibi programlayamıyorlar.

Yukarıda sıraladığımız bilgiler ışığında aslında android cihazlara root atmak onları sistemsel olarak yönetebilecek duruma getirmek demektedir. Cihazın üreticiden geldiği durumdaki ayarlarını değiştirebilmek adına root atmak gerekmektedir. Bu açıdan root işlemi telefonunuza ufakta olsa zarar verme riski taşımaktadır. Root atma işleminin temeline göz attığımızda ise aslında bu işlem cihazı telefon ya da tablet olması fark etmeksizin kullanıcılara root yetkisi vermektir.

Root Atmanın Faydaları Nelerdir?

Root işlemi sonrasında android işletim sistemli cihazınıza özelleştirilmiş ROM kurabileceksiniz. Bu şu demek oluyor. Android cihazınıza üretici tarafından yüklenen yazılımları beğenmiyorsanız bu sayede bu yazılımları güncelleyebilir ya da değiştirebilirsiniz. Rom değişikliği sayesinde cihazınızın arayüzü değiştirebilecek ve kullanım tarzını kendiniz belirleyebileceksiniz. Android cihazınızın titreşim özelliğini, ekran ayarlarını, işlemci performansı ve hızını, ses özelliklerini, gizli durumdaki dosyaları, flaş ışığı derecesini ve kamera ayarları gibi her türlü fonksiyonunu özelleştirebilir ve performansını iyileştirebilirsiniz.

Google Play Store’da bazı uygulamaları sadece root atılmış cihazlar çalıştırabilmektedir. Bu uygulamaları da root işlemini tamamladıktan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Telefon konuşmalarını kaydeden uygulamalar özel hayatın gizliliği nedeniyle üreticiden doğrudan gelen cihazlar tarafından kullanılamamaktayken root atılmış cihazlar bu uygulamaları oldukça rahat ve fonksiyonel bir biçimde kullanabilmektedir.

Root atma işlemi sayesinde üreticilerin telefona yükledikleri ve kullanıcılar tarafından kaldırılamayan gereksiz uygulamaları da kaldırabilirsiniz. Android cihazların hafızalarında hatırı sayılır bir yer işgal eden bu zorunlu uygulamalar genellikle kullanıcılar tarafından neredeyse hiç kullanılmamaktadır. Bu uygulamaların bir diğer olumsuz özelliği ise cihazların arka planlarında açık kalmaları ve hem pil ömrünü kısaltması hem de hız performansını düşürmesidir. Root atma işlemi sayesinde bu uygulamaları cihazınızdan kaldırabilir ve cihazınızın performansını artırabilirsiniz.

Root atma işleminin faydalarından bir diğeri de eğer telefonunuzda SD kart kullanıyorsanız uygulamalarınızı bu SD karta taşıyabilirsiniz. Bu işlem telefonunuzun hafızasını artırmakta ve hız anlamında kayda değer bir artış sağlamaktadır.

Root Atmanın Olumsuz Yanları Nelerdir?

Root atma işleminin birçok olumlu yanının olmasıyla birlikte bir takım olumsuz yanları da mevcuttur. Bu olumsuz yanlardan ilki ve belki de en önemlisi üreticilerin root atma işlemi dolayısıyla cihazın yazılımına direkt olarak bir müdahalede bulunulduğu gerekçesiyle işlemin yapıldığı cihazı garanti dışı bırakmasıdır. Root yapılan telefonu eğer servise gönderecekseniz bu rootu kaldırabilirsiniz. Bu durum kullanıcıya zaman kaybı yaşatması dolayısıyla eleştirilmektedir. Root atma işlemini tecrübesiz iken atarsanız telefona kalıcı sorunlar açmanızda mümkün olabilmektedir. Üretici firmalar eğer ürettikleri bir cihaza kullanıcı tarafından root atıldığını fark ederlerse o cihaza güncelleme göndermeyebilirler.

Root atma işlemi için bazı ülkeler vatandaşlarına sınırlandırmalar getirebilmektedir. Bu sınırlandırmaların aşılması durumunda devletin cezai yaptırımlara başvurması root atma işleminin olumsuz yanlarındandır. Neyse ki Türkiye’de android cihaz kullanıcılarına root atma konusunda herhangi bir sınırlama getirilmemiştir. Root yapan kullanıcılara güncellemelerin gelemeyebileceğinden bahsetmiştik. Bu durumda yapmanız gereken şey cihazınıza ait yazılımları internetten indirmek olacaktır ki bu işlem epey uğraştırıcı olabilmektedir.

Root atma işleminin tamamladıktan sonra cihazınıza uygulama yüklerken 2 kat dikkatli olmak zorundasınız. Çünkü root atılan cihazlar virüslere açık bir hale gelmektedir. Bu açıdan yükleyeceğiniz uygulamaları iyi araştırmalısınız. Root atma işleminin tamamladıktan sonra cihazınızın bir takım özellikleri düzgün çalışmayabilir. Bunların başında kamera, wifi, mobil veri, rehber, galeri gibi özellikler gelmektedir. Bazı kullanıcılar root işlemini cihazlarının pil ömrünü uzatmak adına gerçekleştirmektedir. Ancak root işlemi pil ömrünüzü uzatmanın aksine pilinizi bitirmekte ve kalıcı hasar verebilmektedir. Root atılmış cihaza yüklenen zararlı bir uygulama root izinlerinin kullanarak cihaza çok daha büyük hasar verebilmektedir.

Sizlerde telefonlarınıza ya da tabletlerinize root atmak istiyorsanız bu gibi avantajları ve de avantajları iyice değerlendirip ona göre karar vermelisiniz. Aksi taktirde pişman olabilirsiniz.

Birbirinden Özel Üç Akıllı Telefon

Samsung Galaxy S8 Özellikleri:

Samsung Galaxy S8 cep telefonun tasarımsal olarak öne çıkan ilk özelliği ekran boyutudur. Tam olarak 5.8 inç boyutunda bir ekrana sahiptir. Fakat S8’de ekran çerçevesi bulunmadığı için genişlik daha büyük görülebilir. Bunun yanı sıra S8; Samsung Galaxy S7’deki gibi ekranın altında bulunan home tuşunu değil, ekrana dahil olan özel dokunmatik bir home tuşunu barındırıyor. Kamerasından bahsedecek olursak; telefon dahilinde iki adet kamera bulunmaktadır ve bu kameralar çift piksel çekim yapabilme özelliğine sahiptir. Her iki kamera da 12 megapiksel çözünürlükte çekim yapmakla birlikte, ön kamerası 8 megapikseldir. Ön kamera çözünürlüğü, güzel bir selfie için oldukça tatminkar sonuçlar verebilir. Aynı zamanda Samsung Galaxy S8, 3000mAh değerinde bir batarya ile çalışmaktadır. Bu bataryayı şarj edebilecek hızlı şarj özelliğine sahip bir adet adaptör ve şarj kablosu kutu içeriğinde mevcuttur. Ayrıca telefonun su geçirmemesi, en avantajlı özelliklerinden birisi niteliğindedir. Telefonu satın alırken 5 farklı renkte seçiminizi kullanabilirsiniz. Dahili hafıza bakımından 64 GB’lık bir alanı sizlere sunuyor. Tabii harici depolama olarak 256 GB’a kadar SD kart takılabilmektedir.  İris tarayıcısı telefonu farklı kılan diğer bir özelliğidir. Android işletim sistemiyse 7.1.1 – Nougat sürümüdür.

LG G6 Özellikleri:

Son zamanlarda adından fazlasıyla bahsettiren LG G6 modeli, LG firmasının telefon bazında baş tacı niteliğindedir. Geçmiş olduğumuz günlerde operatör mağazalarda online olarak satışa sunulmuş olan LG G6, firmanın beklentilerini en iyi şekilde karşılamaya çalışıyor. Şimdi telefonun genel olarak tasarımsal ve donanımsal özelliklerini detaylandırarak inceleyelim.

Telefonun yalnızca dışından dahi bakıldığında birçok tasarımsal özelliği göze çarpmaktadır. Bunlardan bazıları parmak izi okuyucusu ve çift kamera özelliğidir. Arka kameralarının her biri 13 megapiksel çözünürlüğe sahiptir. Bu kameraların en büyük avantajıysa, video ve resimler çekilirken daha geniş açılı görüntüler alabilmeyi sağlamasıdır. Aynı zamanda 720, 1080 ve 2160p çözünürlükler ile güzel net ve kaliteli bir şekilde dilediğinizce video kayıtlarınızı gerçekleştirebilirsiniz. Ekran büyüklüğüne gelecek olursak; LG G6 modeli bizi 5.7 inç geniş bir ekran ile karşılamaktadır. RAM bakımından net olarak 4 GB’lık bir alana sahiptir. CPU olarak totalde 4 çekirdek barındıran LG G6’nın dış bölümü tamamen metal olmasına rağmen yüksek bir gramaja sahip değildir. Toplam ağırlığı net şekilde 163 gramdır. En çok öne çıkan özelliklerinden birisi ise su ve toza karşı aşırı derecede dirençli olmasıdır. Laboratuvar ortamında birçok su ve toz testinden gayet başarılı bir biçimde geçmiştir. 1, 5 metre suyun içerisinde net olarak yarım saat kadar kalabilme özelliğine sahiptir. Su altında kullanımını tamamladıktan sonra güzelce durulanıp kuru bir bez yardımı ile silinmelidir. Islak şekilde kesinlikle şarja takılmamalıdır.

Apple iPhone 7 Özellikler:

Apple, şüphesiz akıllı telefon piyasasında en önde gelen firmalardan birisidir. Geçmiş olduğumuz senenin sonunda çıkartmış olduğu iPhone 7 adlı cihaz, günümüzün akıllı telefonları ile kıyaslandığı takdirde iç ve dış donanım özellikleri açısından maksimum seviyededir. Şimdi kapsamlı bir şekilde iPhone 7’nin iç ve dış donanım özelliklerinden bahsedelim.

iPhone 7’nin dış donanım özelliklerine bakıldığı zaman, zarif dış görünümüyle birlikte geniş kaliteli ekranı bizi karşılamaktadır. Ekran boyutu tam olarak 4.7 inç büyüklüğündedir. RAM kapasitesi tam olarak 2 GB alana sahiptir ve bu hız konusunda sizlere sorun yaşatmayacak bir değerdir. Gelişmiş kamera özelliklerine gelecek olduğumuzda, 12 megapiksel arka ve 7 megapiksel ön kamerası ile karşılaşıyoruz. Son derece kaliteli fotoğraflar çekebilmek için, iPhone 7 de çift kamera özelliğini tasarımında barındırmaktadır. Bu kameralar ile tıpkı LG G6’da olduğu gibi 720, 1080 ve 2160p çekim yapabilirsiniz. Ön kamerası ise 1080p çözünürlüğe kadar video çekimi yapabilmektedir. CPU bazında 4 çekirdek donanımına sahiptir ve en önemli özelliklerinden birisi de su ve toza karşı mükemmel bir şekilde direnç göstermesidir. İşletim sistemi diğer tüm Apple cihazlarında olduğu gibi iOS’tur. İşlemci hızı net olarak 2.34GHz’dir. Orta kısımda bulunan home tuşu, parmak izi okuyucusu görevini de görmektedir. Batarya ömründen de bahsedecek olursak 1960mAH şarj depolama kapasitesine sahiptir. Bu da normal bir kullanımda kişiyi bir gün kadar taşıyabilmektedir.

Bilgisayar Performansını Koruma

Bilgisayarınızın Hızını ve Performansını Korumak Adına Kullanılabilecek Uygulamalar

Bilgisayarlar artık günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiş ve ayrılmaz bir aksesuarımız olmuş durumdadır. Bu bakımdan bilgisayarlarımızın bakımlarını sıklıkla yapmamız onlardan maksimum verim alabilmemiz adına oldukça önemlidir. Bu yüzden bilgisayarlarımızı dikkatli kullanmakta ve onlara aşırı ve gereksiz yüklememe yapmamalıyız. Yapacağımız her ilave aşırı yükleme bilgisayarımızın performansını kötü etkilemekte ve ondan alacağımız verimi düşürmektedir.

Bilgisayarlara aşırı yükleme yapmaktan kaçınacağımız gibi onları sürekli güncel tutma konusuna da dikkat etmeliyiz. Sürücülerin durumlarını aylık olarak gözden geçirmeli ve eskiyen sürücüleri derhal güncellemeliyiz. Aksi takdirde bilgisayarımız eski sürücülere mahkûm kalacak ve kullanım sırasında sizleri memnun etmeyecektir.

Bilgisayarınızı kullanırken onların aşırı ısınmasının önüne geçmelisiniz. Aşırı ısınma bilgisayarınızın bileşenlerine zarar verebilmektedir. Bu konuda yapmanız gereken şey bilgisayarınızın ısısını anlık olarak takip etmek ve kontrol altına almaktır. Bu konuda piyasada size yardımcı olacak pek çok program mevcuttur.

İşte bilgisayar kullanırken dikkat etmeniz gereken hususlar bunlardır. Bu hususları kontrol altında tutmak adına sizlere birkaç program tavsiye etmek istiyoruz. Bu programlar tamamen ücretsiz olup bilgisayarınızın performansını korumak adına en etkili programlardır.

CCleaner

Bu program sayesinde mevcut durumda kullandığınız bilgisayarınızın bakımını yapabilir ve onu ilk günkü performansıyla kullanabilirsiniz. Oldukça yoğun bir kullanım sonucu bu programı çalıştırarak bilgisayarınızın bu yoğun tempodan etkilenmemesini sağlayabilirsiniz. Bu programı düzenli bir biçimde kullandığınızda bilgisayarımızın bakımlarını periyodik olarak yerine getirmiş oluyorsunuz. Kullanımı oldukça basit olan bu programı bilgisayar kullanımına yeni başlamış kullanıcılar bile rahatlıkla çalıştırabilmektedir. Daha öncede belirttiğimiz gibi tamamen ücretsiz olan bu program vasıtasıyla bilgisayarınızın kayıt defterini, gereksiz ve kullanılmayan dosyaları, sildiğiniz yahut kullanmadığınız uygulamalardan kalan artçı dosyaları kolaylıkla silebilirsiniz.

IObit Driver Booster

Bilgisayarınızdan maksimum verim alabilmeniz için bilgisayarınızın sahip olduğu donanımsal malzemelere uygun olan bir sürücü olması gerekir. Bu açıdan hâlihazırda bu sürücülerden bilgisayarınızda mevcut ise bu durumda yeterli olmamaktadır. Bu sürücüleri düzenli olarak güncellemeniz gerekmektedir. Bu program sayesinde sürücülerinizi kolaylık güncelleyebilecek ve maksimum performans elde edebileceksiniz. Bilgisayar kullanıcıları sürücü güncelleme konusuna gerekli özeni göstermediklerinde bilgisayarlarının bu sebeple yavaşladığını ve performansının düştüğünü çoğu zaman bilemezler. Bu uygulama sayesinde güncellemeleri manuel olarak yapabileceğiniz gibi uygulamaya komut vererek güncelleştirme işlemini otomatik olarak da yaptırabilirsiniz. Bu özelliği sayesinde sürücü güncelleştirme işlemini unutan kullanıcılar da sürücülerini sürekli güncel tutabileceklerdir. Bu programı yüklediğiniz zaman ilk yapacağınız işlem tarama işlemi olmalıdır ki program sürücülerinizin durumunu saptayabilsin. Daha sonra tümünü güncelle seçeneğine tıklayarak eskiyen sürücülerinizi o andan itibaren güncellemeye başlayabilirsiniz.

CPU-Z

Bu program bilgisayarınızda bulunan ana kart, ekran kartı, ram ve diğer bileşenlerin durumunu takip edebilmenizi sağlamaktadır. Takip işlemini bu bileşenlerin çalışma yoğunlukları açısından son derece önemlidir. Bu sayede bilgisayarınızı oluşturan bileşenlerin yoğunluklarını takip edebilecek ve performans iyileştirmesi sağlayabileceksiniz. Bu yararının dışında bu programın bir diğer özelliği ise bileşenlerinizin ısılarını takip edebilmenizdir. Bu sayede aşırı ısınmayla gelen performans düşüklüğü ve bileşen arızalanmalarının önüne geçebilirsiniz. Bu program yukarıda saydığımız programlara göre biraz karmaşıktır. Ancak bir kez bu programı kullanmayı bilen birinden yardım alırsanız bu programı rahatlıkla kullanmaya devam edebilirsiniz. Bu program sayesinde bilgisayarınızdan alabileceğiniz en yüksek performansı alacak ve bilgisayar bileşenlerinizin bozulmasının önüne geçebileceksiniz.

360 Total Security

Bilgisayarınızdan maksimum verim almanızı engelleyen durumlardan bir tanesi de virüs bulaşmasıdır. Bu durum bilgisayarınızın hızının yavaşlamasını sağlamakta ve kişisel bilgilerinizin tehdit altında olmasına neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında güvenilir olmayan sitelere girmemeniz gerekmekte ve tanımadığınız ya da yeni tanıştığınız kişilerin gönderdiği dosyaları açmamanız gerekmektedir. Bu program sayesinde yukarıda saydığımız hususlara dikkat etmeyi unutan kullanıcıların bilgisayarları da maksimum koruma altında olacaktır. Bu program sayesinde bilgisayarınıza sızmaya çalışan casus yazılımlar ve virüsler daha bilgisayara giremeden engellenmekte ve silinmektedir. Bilgisayarınızın performansını korumak adına bu programı düzenli olarak çalıştırmalı ve tarama işlemini gerçekleştirmelisiniz. Bu sayede bilgisayarınıza sizin bilginiz dâhilinde olmayan erişim isteklerini engelleyebilir ve maksimum koruma sağlayabilirsiniz. Son derece kullanışlı ve kolay kullanımına ek olarak kalabalık olmayan arayüzü sayesinde bütün kullanıcıların rahatlıkla kullanabileceği bu program bilgisayarınızın performansını korumak adına sizlere yardımcı olacaktır.

Grafik Tablet Nedir? Çalışma Prensibi Nasıldır?

Grafik Tablet Nedir?

Grafik tabletler genel olarak tasarımcılar tarafından kullanılan cihazlardır. Mausepad gibi fakat daha büyük bir görünüme sahiptirler. Çalışma prensibi de mausepad ile benzerlik gösterir. Grafik tableti satın aldıktan sonra kutu içeriğinde özel bir kalem göreceksiniz. Bu kalemin amacı sizlere çizimlerinizde kolaylık sağlamaktır ve tablete dokunmatik olarak duyarlıdır. Genellikle pil sayesinde çalışmasıyla birlikte pilsiz türleri de mevcuttur. Grafik tabletlerin tümü dokunmatik kalem ile çizmiş olduğunuz şekilleri/figürleri monitöre yansıtmakta ve tasarımcılara fazlasıyla kolaylık sağlamaktadır. Dijital çizimleri mause ile yapmak çok zor bir işlem olduğundan dolayı dokunmatik kalemler oldukça avantajlıdırlar. Ayrıca kaleminiz grafik tabletinize bitişik veya ayrı olabilir. Eğer biraz yüksek bütçeli bir grafik tablet satın alırsanız, kalem üzerinde çizim için özelleştirilmiş fonksiyon tuşlarını göreceksinizdir.  Bu da yapacağınız çizimin daha hızlı ve kaliteli olmasını sağlayacaktır. Bazı grafik tabletlerde kaleminin arka bölümü silgi olarak da kullanılabilir. Alacağınız ürünle eğer profesyonel bir çalışma yapmak istiyorsanız, grafik tablet kaleminin özelleştirilmiş bir yapıya sahip olması gerektiğine dikkat etmelisiniz. Bazı grafik tablet üreticileri ise bu işi çok yükseklere taşıyarak dokunmatik kaleme farklı programlar yüklemiş ve profesyonel çizimler yaparken tasarımcıların işini bir hayli kolaylaştırmıştır. Bunun yanı sıra, grafik tabletlerin iletim hızı ve basınca duyarlılığı kalite açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bir grafik tablet için tüm bu hususlara dikkat ederek hareket etmeniz sizler için en faydalısı olacaktır.

Grafik Tablet Nasıl Çalışır?

Grafik tabletler kullanım alanlarına göre birkaç farklı çeşitte sınıflandırılabilirler. Bu sınıflandırma akustik, optik, elektromanyetik ve kapasitif olarak yapılabileceği gibi; aktif ve pasif şeklinde de olabilir. Tabii en sık rastlanan sınıflandırma yöntemi aktif veya pasif olarak yapılır. Pasif grafik tabletlerin çalışma sistemleri, içerisinde bulundurdukları yatay ve dikey tellerin elektrik indüksiyon teknolojisini kullanarak gerçekleşir. İçerisinde bulunan yatay ve dikey teller hem iletimi sağlat, hem de alıcı bobin gibi çalışır. Tablet, kalem içerisinde bulunan LC devresindeki sinyali üretir ve bu sinyali grafik tablete gönderir. Bu sırada grafik tablet kalemden gelen sinyali alabilmek için alıcı moduna geçer. Kalem ile tablet etkileşime geçtikten sonra fonksiyonlar tam anlamıyla çalışır. Ayrıca tıpkı farelerde olduğu gibi iki adet düğme ile de kontrol kolaylıkla sağlanabilir. Aktif tabletler de pasif tabletlerle benzerlik gösterirler, ancak uygulama işlemine geldiğimiz zaman ikiye ayrılırlar. Aktif tabletler, günümüzdeki enerji tasarruf standartlarına çok iyi uyumluluk gösterirler. Aktif tabletlerin kalemleri yüksek seviye verimlilikte enerjiye sahip en düşük piller ile çalışmaktadır ve buna rağmen aktif bir şekilde iyi işler ortaya çıkarmaktadır. Bu sebepten dolayı kalem iri ve kalın bir tasarıma sahiptir.

 

Grafik Tablet Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? 

Grafik tablet kutu içeriğine bakıldığında iki parça olarak elinize ulaşır. Tablet ve sadece o tablete uygun olarak programlanmış dokunmatik kalem (stylus) ile tasarımcılara ulaşmaktadır. Grafik tabletinizin boyutu almadan önceki ilk belirleyeceğiniz iştir. Yapacağınız çizimlere ve masanızın üzerinde kaplayacağı alana göre boyutunu belirlemelisiniz. Bundan dolayı her zaman için büyük bir grafik tablet iyi bir tercih olmayabilir. Genellikle grafik tasarımla profesyonel bir şekilde ilgilenen kişiler, büyük boyutlu tabletleri tercih ederler. Bunun sebebiyse boyutsal değişimlerin fonksiyonel değişimleri de beraberinde getirmesinden kaynaklanır. Tıpkı diğer teknolojik cihazlarda olduğu gibi grafik tabletlerde de boyutun artmasıyla birlikte kapsamlılık ve verimlilik artacaktır. Ayrıca grafik tabletlerdeki fonksiyonların artmasına bağlı olarak fiyatta da bir miktar artışlar yaşanacaktır. Bu durumları da tableti satın almadan önce göz önünde bulundurmakta her zaman için fayda var. Grafik tabletlerde dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise, tabletin bilgisayara karşı gösterdiği işlemsel hızdır. Tablet üzerinde yaptığınız çizimlerin bilgisayara anlık olarak yansımasıyla, bir saniye sonra yansıması arasında ciddi fark vardır. Gerek çizim kalitesi açısından, gerekse konforluluk açısından bu unsura özellikle dikkat etmek gerekir.

Tüm bunların haricinde grafik tableti satın almanızın ardından gelişen sorunlar olacaktır. Karşı karşıya kaldığınız herhangi bir problemde mutlaka satın almış olduğunuz firmaya gerekli bilgileri vererek sorunu çözmede yardım alabilirsiniz. Çünkü kendi bilgilerinizle problemi çözmeye çalışmak kesinlikle ürün açısından sağlıklı olmayacaktır.

 

 

 

 

LCD Televizyon Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

LCD televizyonların ekran çözünürlüğünün HD bir sisteme sahip olması, bu ürünleri alırken dikkat edilmesi gereken özelliklerden en önemlisidir. Kaliteli bir LCD televizyonda piksel boyutlarının en az 1920×1080 olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra ekran çözünürlüğü kadar önemli olan ekran parlaklığına da dikkat edilmelidir. Ekran parlaklığı bazında incelenecek olursa, 500 candela/metrekare uygun bir parlaklık ölçüsüdür. Plazma ekranlarda parlaklık kalitesi 1500 candela/metrekare değerine kadar çıkabilmektedir. LCD televizyon almadan önce dikkat edilmesi gereken diğer bir unsur ise kontrasttır. Alacağınız televizyonun kontrast oranı ne kadar uyumlu olursa, renkler ve tonlar da bir o kadar canlı ve güzel görünür. Kontrastı orantısız bir televizyon tercih ettiğinizde görüntü daha siyah tonlarında ve soluk renklerde olacaktır. Bu nedenle televizyonlardaki kontrast oranının uyumu iyi bir şekilde sağlanırsa, daha canlı görüntülerle karşılaşmak mümkündür.

LCD Televizyonlarda Sık Rastlanan Sorunlar

Son yıllarda birçok kişinin LCD televizyonları tercih etmesine bağlı olarak, televizyonlardaki mevcut sorunlar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştır. Birtakım sorunlarla karşı karşıya kalanların mutlaka iyi bir araştırma yaptıktan sonra ilgili kişilerle irtibata geçmeleri en sağlıklısı olacaktır.

İlk olarak LCD televizyonlarda çalışmama sorunuyla karşılaşılabilir. Televizyonunuz kapandıktan sonra açılmıyorsa öncelikle televizyonunuzun elektrik bağlantısını kontrol etmelisiniz. Eğer elektrik akımı ulaşıyorsa; televizyonun altında, arkasında veya yanında bulunan açma – kapama anahtarını kontrol etmelisiniz. Bu işlemden sonra güç düğmesi kapalı ise açık hale getiriniz. Tüm bahsi geçen aşamaları yapmanıza rağmen LCD ekranınızda hiçbir şey belirmiyor ise arıza yapmış demektir. Bu arızayı kendi imkanlarınız ile tamir etmeniz oldukça zor ve sakıncalı olabilir. Bundan dolayı bir teknik servise başvurarak çözüme ulaşabilirsiniz. Televizyonunuz çalışıyor fakat ekranda “sinyal yok” ibaresi varsa bu durumun birçok nedeni olabilir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalınması halinde teknik servise başvurmadan önce yapmanız gerekenlerden ilki, sinyal kablosunun yuvaya oturup oturmadığını kontrol etmek olacaktır. Eğer çanak anten kullanmaktaysanız, sorun çanaktan kaynaklanıyor olabilir. Bunun haricinde yine çanaktaki elembi mekanizmasını yoklamak gerekebilir. Problemin çanaktan kaynaklandığını düşünüyorsanız, buna teknik servisin müdahale etmesi en iyisi olacaktır. Sık rastlanan bir diğer sorunsa, başlatma tuşunun altında bulunan kondansatörlerin zaman içinde zarar görerek işlevini kaybetmesinden kaynaklanır. Bu arızayı da kendi imkanlarınızla çözmeniz fazlasıyla zor olabilir. Eğer ki televizyonunuzu açtıktan bir süre sonra kapanıyorsa ilk yapacağınız iş, menü bölümüne girerek televizyonun kapanma saati ayarlarını kontrol etmek olacaktır. Bu bölüm aktif olarak gözükmekteyse inaktif duruma getirerek sorunu çözebilmeniz mümkün. Tabii sorun bu nedenden kaynaklanmıyorsa televizyonunuzun içerisindeki devrelerden bazıları aşırı derecede ısınıyor olabilir. Devrelerin daha fazla zarar görmemesi için televizyonunuz otomatik olarak kendini kapatıyor olabilir. Yine böyle bir durumda en doğru seçenek teknik servis çağırmak olacaktır. Televizyonunuzun dış ekranını temizlerken istemeden de olsa çizebiliyorsunuz. Peki bu çizikler giderilebilir mi? Televizyonunuzun ekranın da oluşan çiziklere müdahale edilmesi söz konusu bile değildir. Ekranda bulunan çizikler görüntü kalitesini etkilemediği sürece televizyonunuz bu şekilde kullanmanız tavsiye edilir. Aksi takdirde görüntü kalitesine zar veriyor ise ekranın tamamen değişmesi gerekmektedir. Bu işlem ise biraz masraflı bir iştir. Televizyonunuzun ekranı her iki yandan da dar görünüyorsa bu durum çoğu zaman sinema modu ayarının değişmesinden kaynaklanır. Ekran boyutunuzun değişmesinin en büyük sebebi budur. Bir başka sorundan bahsedecek olursak; televizyonunuzdan yanık kokusunun gelmesi halinde, acil olarak LCD televizyonun elektrikle olan bağlantısını kesmeniz gerekir. Çünkü bu olay yangına sebebiyet verebilir ve bu sebepten dolayı önceden önlem alınarak priz bölümünden fiş çekilmelidir. Yanma problemi, LCD televizyonun arka kısmındaki aydınlatmayı sağlayan ve inverter devresinde bulunmakta olan kapasitörlerin aşırı ısınmasından meydana gelmektedir.

Genel anlamda LCD televizyonlar hakkındaki sık rastlanan sorunlar bu şekildedir. Bahsi geçen problemlerin dışında herhangi bir sorunla karşılaşılması durumunda, mutlaka televizyonu edindiğiniz firma ile iletişime geçmelisiniz. Ayrıca garanti süresini de göz önünde bulundurarak gerekli işlemleri uygulamanız sizler için en sağlıklısı olacaktır.

Silinen Dosyaları Geri Getirme

Windows Silinen Dosyaları Geri Getirme

İnsan hayatının şuan kullanılan en yararlı ve karmaşık aleti bilgisayardır. İş için, film için, oyun için ve daha birçok gerekçe ile bilgisayar kullanırız. Günlük yaşantımızda zamanımızın büyük bir kısmını internete ve bilgisayarlara bağlı bir biçimde geçiririz. Bu açıdan bakıldığında bilgisayarlar artık bir organımız gibidir dememiz yanlış olmayacaktır. Bilgisayarlarımıza iş için ya da oyun olarak dosyalar yüklemekte ve kurmaktayız. Bazen bireyler bu dosyaları silmek istememelerine rağmen silinmektedir. Ya da silme işlemini iradesi ile gerçekleştiren insanlar bir müddet sonra pişman olup dosyaların geri gelmesini istemektedirler. Bazen evimize gelen misafir çocukları bize sormadan bilgisayarımızdan belge ve dosya silebilmektedir. İşte bu gibi durumlarda silinen dosyaları geri getirebilmek gelişen teknoloji ve yazılım dünyası sayesinde mümkündür.

Silinen dosyalarınızı geri getirebilmeniz adına sizlere birkaç tavsiyede bulunmak istiyoruz. Bu tavsiyelerden birkaçı hiçbir program gerektirmemektedir. Geri kalan kısmı ise şuan Windows için üretilmiş en nitelikli silinen dosyaları geri getirme uygulamalarıdır.

Geri Dönüşüm Kutusu Kullanımı

İnsanlar genellikle geri dönüşüm kutusunu kullanmadan oradaki dosyaları tamamen silmektedirler. Fakat Windows’un geri dönüşüm kutusu gibi bir programı tasarlamasının nedeni insanlar sildikleri bir dosyayı ya da uygulamayı hemen kaybetmesin ve ihtiyacı olduğunda geri kullanabilsin mantığıdır. Ancak günümüzde bilgisayar kullanıcıları son derece özensiz ve bilinçsiz bilgisayar kullanmaktadır ki bu kutunun içeriğine bakmadan direkt olarak geri dönüşüm kutusunu boşalt işlemini gerçekleştirmektedirler. Sizlere silinen dosyalarınızın geri getirilmesi adına ilk tavsiyemiz geri dönüşüm kutusunu doğru ve bilinçli bir şekilde kullanmak olacaktır. Bu sayede silinen dosyalarınıza tekrar erişebilecek ve onları tamamen kaybetmemiş olacaksınız.

İşte bu denli kritik anlarda yanınızda olabilecek olan geri dönüşüm kutusunu kesinlikle kullanmalısınız. Bilgisayardan herhangi bir dosya ya da belge sildiğinizde bu silinen öğeler direkt olarak kalıcı bir biçimde bilgisayardan kaybolmamaktadır. İlk olarak geri dönüşüm kutusuna gönderilmektedir. Bundaki amaç insanlar sildikleri dosyayı yanlışlıkla silmiş olabilirler düşüncesidir. Bir diğer amaç ise insanlar sildikleri öğelerin kaybolmasında pişman olmasınlar diye onları geri yükleyebilme seçeneklerinin bulunma isteğidir.

Recuva Programı

Bu program sayesinde silinen dosyaları, fotoğrafları, e-mailleri ve belgeleri bilgisayarınıza geri getirmeniz mümkün olacaktır. Bu program ücretsiz bir bilgisayar silinen dosya kurtarma programıdır. Bu programdan yararlanabilmek için teknolojik programlar sağlayan internet sitelerinden indirme işlemini gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Daha sonra uygulamayı bilgisayarınıza gerekli adımları geçerek yüklemeniz gerekmektedir. Programı yükledikten sonra program ana sayfasını açın ve File Type seçeneğinde yer alan butonlardan birini seçin. Bu butonlar bilgisayarınızdan hangi dosyanın silindiğiyle ilgilidir. Bilgisayarınızdan silinen fotoğraflar için pictures, silinen müzikler için music, silinen dosyalar için ise Documents butonlarını seçmeniz gerekmektedir. Daha sonra silinen dosyanın konumunu belirtin, eğer dosyanın konumunu hatırlamıyor iseniz I’m not sure seçeneğine kesinlikle tıklamalısınız. Daha sonra arama tuşuna bakarak silinen dosyalarınızın önünüze gelmesini bekleyin ve gelen dosyalardan geri yüklemek istediklerini yüklemelisiniz.

Paragon RescueKit 14

Şuan piyasadaki en kaliteli silinen dosyaları geri getirme uygulamalarından bir tanesi de Paragon RescueKit 14’dür. Bu programı bilgisayar kullanmayı az çok bilen herkes rahatlıkla kullanabilmektedir. Bu program sayesinde sadece bilgisayarınızdaki silinen dosyaları değil ayrıca flash bellek, CD-Rom ve Harici hard disk gibi ürünlerde de silinen dosyaları geri getirebilirsiniz. Son derece anlaşılır araç ve menüsü sayesinde rahatlıkla kullanabileceğiniz bir programdır. Bilgisayarda yüklü olan dosyaları kaybetmek adına en büyük risk herhalde bir sürücünün tamamen silinmesidir. Bu uygulama sayesinde diskinizin tamamı silinirse ve siz uygun zaman dilimi içerisinde bu programı çalıştırırsanız diskinizin tamamını geri getirebilirsiniz.

Dosyalarınızı Kaybetmemeniz Adına Önlemler

Gelişen teknoloji ve internet kullanımı sayesinde artık dosyalarınızı saklayabileceğiniz sanal diskler mevcuttur. Bilgisayarınıza aktardığınız ve sizler için oldukça önemli olan dosyalarınızı bu sanal disklere kaydederek silinme korkusundan kurtulabilirsiniz. Aylık olarak belli bir miktar ücret ödemek zorunda olmanız bu yöntemin dezavantajıdır. Bir diğer yöntem ise teknoloji marketlerinden satın alabileceğiniz taşınabilir disklerdir. Bu diskler neredeyse bilgisayarlar kadar hafızaya sahip olmaları ve küçük boyutları ile oldukça kullanışlıdırlar. Bu disklerden de dosya silinme tehlikesi mevcuttur ancak yukarıda saydığımız programlar sayesinde geri getirme olasılığınız vardır.

Derin Dondurucularda Sık Rastlanan Sorunlar

Derin dondurucular günümüzde çok büyük öneme sahip teknolojik aletlerden birisidir. En öne çıkan özelliklerinden ilki, içerisine koymuş olduğunuz malzemeleri uzun süre boyunca taze tutmasıdır. Bunun yanı sıra derin dondurucularda da, birçok beyaz eşyada olduğu gibi zaman zaman sıkıntılar yaşanacaktır. Bu gibi durumlarda derin dondurucuları üreten firmaların teknik servisleri devreye girmektedir. İlk işlemi mutlaka teknik servis yetkililerinin yapması en sağlıklısı olacaktır. Ayrıca bu ürünler, buzdolaplarına kıyasla daha uzun ömürlü aletlerden yapılmıştır ve daha az elektrik tüketimi yapan beyaz eşyalardır.

Derin Dondurucular Neden Soğutmaz?

Derin dondurucular zaman zaman bozulabilirler. Bozulma nedenleriyse duruma göre değişiklik gösterebilir. Bu sorunları belirlemeyi ise kendiniz değil, kesinlikle teknik servis yetkililerinin yapması gerekmektedir. Derin dondurucular temel olarak sürekli çalışan sistemlere sahiptirler. Eğer derin dondurucunuz içerisine koymuş olduğunuz malzemeleri sürekli soğutmuyorsa, buradan soğutma sisteminin tıkalı olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Derin dondurucunun soğutma kaynağındaki bu arıza, genellikle kompresörden kaynaklanmaktadır. Kompresör bozulmuşsa derin dondurucunuz normalde beklenenin altında performans gösterir ve bazen hiç soğutma dahi yapamayabilir. Derin dondurucunuz ile soğutmada problem yaşamanızın başka bir sebebi de gaz sızdırması olabilir. Gaz sızdırma olayı sık rastlanan olaylardan biri olmakla birlikte, derin dondurucunuzu devre dışı bırakacak kadar büyük bir arızadır. Nadir olarak evlerde elektrik kesintisi sonrasında tekrar gelen elektrik akımı, ürününüze fazla yükleneceğinden birtakım arızalara sebep olabilmektedir. Bu durumu engellemek için, akım düşürücü prizler kullanabilirsiniz. Ayrıca bu ürünlerde sık rastlanan problemler, kondanser fanından da kaynaklanıyor olabilir. Eğer kondanser fanının çalışmaması gibi bir durumla karşı karşıya kalırsanız, derin dondurucunuz düzenli olarak soğutmaz ve performansında çok fazla düşüş gözlenebilir. Genel olarak soğutmama nedenleri bu ve bunun gibi durumlardan dolayı olmaktadır.

Derin Dondurucu Neden Isınır?

Derin dondurucuların yan duvarlarında bulunan ve gaz akımını sağlayan borular vardır. İçerisinde gaz dolaşımı olduğu için bu bölümlerin ısınması normal karşılanan bir durumdur. Fakat aşırı ısınma sorunu, değişen hava koşullarından veya fan motorundan kaynaklanabilir. Derin dondurucunuz çalışır durumdayken fan motoru çalışmıyor ise, petekler soğutma işlemini gerçekleştiremez ve bu durumda ısınmaya yol açabilir. Derin dondurucuların kurulumu tamamlanıp yerleştirileceği zaman, mutlaka motor bölümleri duvardan uzak bir mesafeye yerleştirilmelidir. Bunu yapmamızın nedeni, derin dondurucuların motorunun rahat bir şekilde havalandırma yapabilmesidir. Derin dondurucunuzda bu ve bunun gibi durumlarla karşılaştığınız zaman, kendiniz müdahale etmeyip teknik servise haber vererek profesyonel kişiler tarafında yardım almak en doğru karar olacaktır.

Derin Dondurucu Kapağı Neden Kapanmaz?

Derin dondurucuların kapağının kapanmaması, en çok karşılaşılan sorunlardan birisidir. Derin dondurucular sık kullanılan ürünler olduğu için, açma kapama işlemini yaparken kapak lastikleri yıpranır ve buna bağlı olarak gevşer. Bu gibi durumlarda kapak tam olarak kapanmayabilir. Bu da derin dondurucunuzun daha fazla enerji harcamasına ve içerisine koymuş olduğunuz malzemelerin daha kısa bir sürede bozulmasına sebep olmakta. Bu problem hakkında ilk olarak teknik servise danışarak bilgi alabilirsiniz. Bunun haricinde lastiğinizin iç bölümünde bulunan manyetizmanın özelliğini yitirmiş olabileceğini göz önünde bulundurarak kendiniz de birkaç işlem yapmayı deneyebilirsiniz. Geleneksel olarak en sık kullanılan tekniklerden ilki, bir litre kadar suyu çaydanlığınızda kaynatarak derin dondurucunun kapak lastiğinin üzerinden yavaşça boşaltmaktır. İşlem sonrasında on beş dakika gibi bir süre zarfında derin dondurucunun kapağı kapalı tutulmaktadır. Bu uygulamayı yaptıktan sonra yüksek ihtimalle derin dondurucu kapağı eskisinden daha iyi bir biçimde kapanıyor ve kapatıldıktan sonra kendiliğinden açılmıyor olacaktır.

Derin Dondurucunuzun Kırmızı İkaz Lambası Neden Yanar?

Derin dondurucunuzun kırmızı ikaz lambasının yanmasının birçok sebebi vardır. Örneğin cihazın fişi prize yeni takılmışsa, iki – üç saatlik boş bir şekilde çalıştırma yapıldığında kırmızı ikaz lambasının söndüğünü gözlemlenir. Işığın yanmasının bir başka sebebi de, derin dondurucunuzun bulunduğu ortamdan kaynaklanabilir. Cihazın bulunduğu ortam sıcaksa, kendinden beklenen performansı göstermez ve bu nedenle kırmızı ikaz lambası yanmaya başlar. Bu yüzden derin dondurucunuzu güneş alan yerlerden (kalorifer, soba vb.) yerlerden uzak tutunuz. İkaz lambası yanmasının son nedeni kompresörün arıza yapmış olabileceğidir. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak ikaz ışığı yanmasının sebebi rahatlıkla anlaşılabilir.

 

 

Laptopum Çok Isınıyor Diyenlere Çözüm

Laptop Isınmasına Çözüm

Laptop Hayatımızın Neresinde?

Günlük yaşantımızda yanımızdan ayırmadığımız ve her an elimizin altında bulunana teknolojik aletlerden biriside laptoplardır. Çeşitli amaçlar için kullandığımız laptoplarımız gerekli bizler için olmazsa olmaz. Gerek iş, gerek oyun, gerekse de dizi-film izlemek için kullandığımız bu laptoplar masaüstü bilgisayar devrini kapatacağa benziyor. Artık hemen hemen neredeyse her evde en az 1 adet laptop bulunmaktadır. İnternetin iyice yaygınlaşmasıyla beraber laptop satışları da iyice artmaktadır. Hal böyle olunca laptoplarla ilgili teknik problemlerde gündemi oldukça sık meşgul etmektedir. Bu problemlerin başında ısınma sorunu gelmektedir. Çeşitli nedenlerle ısınana laptoplara çözüm arayışında bulunduğumuz bu yazımızda sizleri bu dertten kurtarmayı hedefliyoruz.

Laptop Neden Isınır?

Laptopların ısınmasının çok çeşitli nedenleri olabilmektedir. Bazen donanımsal özellikler bu duruma müsaittir bazen ise aşırı işlem yapmaktan dolayı laptop ısınma sorunu baş göstermektedir. Bu açıdan ele alacağımız ilk konu donanımsal özellik nedeniyle ısınma olacaktır. Piyasada birçok laptop üreticisi ve markası bulunmaktadır. Eğer sizler laptop alırken detaylı bir biçimde araştırma yapıp bir tercihte bulunursanız maalesef fazla ısınan laptop markalarına yakalanabilirsiniz. Üstelik bu markalar öyle tek tük de değildir. Şuan piyasada bulunan laptop markalarının neredeyse yarıya yakını donanımsal özelliklerinden dolayı kullanıcılarını bu türden bir sorunla karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer detaylı bir araştırma yapmadan laptop almaya kalkarsanız bu yazımız aklınıza gelsin ve detaylı bir araştırmanın ardından ısınmayan laptop modellerini tercih edin.

C:\Users\Apak\AppData\Local\Microsoft\Windows\INetCache\Content.Word\laptop-isinma-sorunu-1.jpg

Laptopların neden ısındığıyla alakalı olarak ele alacağımız ikinci konu ise fan bölgesi olacaktır. Laptopların uygulamaları çalıştırma, bekletme gibi görevleri olan işlemci adında bir donanımı vardır. İşlemci eğer üzerinde çok fazla işlem birikirse aşırı çalışmaya bağlı olarak ısınmaya başlar. İşlemcinin bu ısınmasına karşı başka bir bilgisayar donanımı olan fan çalışarak onu soğutmaya başlar. Laptoplarda fanların dışa açılan delikli yapıda hava kanalları vardır. Eğer bilgisayar kullanıcı bu kanalları tıkarsa fan sıcak havayı dışarı atamaz ve olduğundan daha da fazla ısınmaya başlar. İşte bu yüzden laptoplarınızı kullanırken fan kanallarının açıkta kalmasına ekstra dikkat etmeniz gerekmektedir.

Bu açıdan laptopların ısınma problemi oluşumunun bir diğer nedeni de laptopun aşırı tozlanmasıdır. Günlük belki de saatlerce çalışan laptoplar etraftan toz çekmektedir. Bu toz laptopun donanım elemanlarına yapışarak onların çalışmaz hale getirebilmektedir. Bu açıdan dikkat etmeniz gereken şey laptop temizliğidir. Eğer kendiniz laptopu açabiliyor iseniz fanı yukarıdaki resimde olduğu gibi kulak çöpü yardımıyla temizleyebilirsiniz. Aynı işlemi özellikle işlemci olmak kaydıyla diğer elemanlar içinde gerçekleştirdikten sonra laptopunuzu geri kapatmanız gerekmektedir. Yok laptopunuzu açamıyor iseniz laptopunuz çalışmıyorken fan kanallarına elektrikli süpürge tutmanızı öneririz. Bu yöntem ilki kadar etkili olmasa da temizlik açısından laptopunuza iyi gelecektir.

Laptopunuzun Isınmasını Engellemek İçin Neler Yapabilirsiniz?

Laptoplarınızın ısınmamasına adına sizlere birkaç tavsiyede bulunacağız. Bunlardan ilki işe yaramayan uygulama, oyun, dosya vb. şeyleri bilgisayarınızdan kaldırmanız olacaktır. Çünkü bu tür fazlalık yapan dosyalar işlemcinize ekstra yük yüklemekte ve çalışırken olması gerekenden fazla ısınmasına yol açmaktadır. Bu sebepten dolayı laptoplarınızda sadece sık bir biçimde kullandığınız uygulamalar ve oyunları yüklü tutarsanız laptopunuzun ısınmasını daha aza indirebilirsiniz.

Sizlere laptopunuzun ısınmasını engellemek adına ikinci tavsiyemiz ise soğutucu kullanmaktır. Çoğunlukla bilgisayarı satın aldığınız mağazalarda laptopunuza uygun soğutucular bulunmaktadır. Eğer laptopu satın alırken soğutucuyu unuttu iseniz endişeye gerek yok. Çünkü piyasadaki laptopların çoğu standart ölçülere sahip olduğu için soğutucularda öyle olmaktadır ve aradığınız soğutucuya çok kolay bir biçimde erişebilirsiniz. Bu soğutucular laptopunuza USB girişinden bağlanmakta ve laptopunuzdan ayrı fan görevi görmektedir.

Laptopunuzun ısınmasını engellemek adına sizlere bir başka tavsiyemiz laptopunuzu uygun ortamda kullanmanızdır. Kucakta, yatakta, koltukta vb. yerlerde kullanılan laptoplar hava alamamakta ve aşırı ısınmaktadır. Böyle bir sorunla karşılaşmamanız adına laptoplarınızı masada ve altında soğutucu olacak bir biçimde kullanmanızı tavsiye ederiz.

Laptopunuzun ısınmasını engellemek adına sizlere son tavsiyemiz arka planda çalışan uygulamaları kapatmak ve virüs taraması yapmanız olacaktır. Birçok laptop kullanıcısı laptopları açılır açılmaz kullanmaya başlamaktadır fakat bu durum laptopun ısınmasını tetiklemektedir. Şöyle ki internetten indirdiğiniz ve kurduğunuz bazı dosyalar görünürde açık olmamakla birlikte arka plan çalışmaktadır. Bu açıdan o uygulamaları kapatmanız ya da kullanmıyor iseniz silmeniz gerekmektedir.

KOMBİ SU DOLDURMA NASIL YAPILIR

Kombiler hayatımızın bir parçası olmuştur. Evlerimizin ısınması en büyük ihtiyacımızdır. Bu ihtiyacımızı kombiler karşılamaktadır. Teknolojinin de gelişmesi ile kombilerin birçok çeşidi bulunmaktadır. fakat kombi mantığı üç aşağı beş yukarı genellikle aynıdır da diyebiliriz. Kombilerin mantığı, kalorifer peteklerinin içerisinden su akımını sağlamak ve ısıtılan su ile birlikte evin ısısını yükseltmektir. Bu şekilde kış aylarında evlerimiz sıcacık olmaktadır. Tabi ki bununla kalmayıp, peteklerin içerisinde dönen sıcak su banyonuzda da kullanabildiğiniz sıcak sudur.

Fakat kombilerin genel problemlerinden bir tanesi, su akımında yaşanan sorunlardır. Bu sorunların birçok nedeni olabilir. suyun basıncından kaynaklı yaşanan problemler bazen ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu sorunların çözümlenmesi içinde kombileri su basıncı ayarı yapılmalıdır. Su basarak kombinizde oluşan arızayı giderebilirsiniz.

KOMBİDE OLUŞAN ARIZALAR

Kombilerde oluşan arızaların temelinde su basıncından kaynaklı oluşan aksaklıklar yatmaktadır. Bu aksaklıklar neticesinde kombiniz yeterince soğutmaz ve eviniz bu gibi kalır. Kombinizi açmış ve evinizin ısınmasını bekliyorsunuz fakat eviniz hala soğuktur. Bunun nedeni su basıncının düşük olmasından kaynaklanır. Suyun peteklerde daha az dolaşması durumuna kombide arıza oluşmakta ve evinizin içi istediğiniz oranda ısınmamaktadır. Kombiniz sürekli su eksiltiyorsa bu kombinizin tesisatında bir kaçak olduğu anlamına gelmektedir.

Kombi tesisatında bir kaçak olması durumunda kombinizin içerisinde akmakta olan su boşa akacaktır ve kombiniz arıza verecektir. Bu sorunların giderilmesi için de mutlaka bir tesisatçı çağırmanız gerekmektedir. Kombi tesisatları genellikle duvar içlerinden geçmektedir. Duvar içlerinden geçen tesisatlar da zamanla hasar görmekte ve bu tarz sorunlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle bu tür sorunlarla karşılaştığınızda hemen bir tesisat ustasına ulaşmalısınız. Tesisat ustası gelen su borularının takibini gerçekleştirerek sorunun kaynağına ulaşacak ve oluşan arızayı çözüme kavuşturacaktır.

KOMBİLERİN SU BASINCI AYARI

Kombilerde genellikle kafa karıştıran şeylerden bir tanesi de su basıncı göstergelerinin durumudur. Bilinmesi gerenken en temel bilgi su basıncı seviyesinin, 1 buçuk ile 2 bar arasında tutulmasının gerekli olduğudur. Çünkü basıncın 1 buçuk ila iki bardan daha düşük olma ve daha yüksek olma durumlarında bazı sorunlar ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Eğer su basıncını istemeden de olsa 2 nin üzerine çıkarırsanız bu durum çok ciddi sorunlara sebebiyet vermez ve kendiliğinden eski normal haline düşer. Fakat 1 buçuk barın altında ise su basıncınız, bu durum evinizin ısınmamasına sebebiyet vermektedir. Su basıncı 1 bar dolaylarında olursa su yeterince dönemediği için evinizi ısıtamayacaktır. Zaten gelişen teknoloji ile birlikte kombilere müdahale etme durumlarımızda oldukça azalmıştır. Akıllı sistemler ile birlikte kombiler bu ayarların tamamını kendi kendilerine tamamlayabilmektedirler.

KOMBİYE SU BASMA İŞLEMİ

En çok merak edilen sorulardan bir tanesi, kombilere su doldurma (su basma) işlemidir. bu işlem tamamı ile su basıncı ayarlaması ile gerçekleşmektedir. Yani su basıncını güçlendirerek kombimize su basma işlemimizi gerçekleştirmiş olacağız. Öncelikle kombimizin altında yer alan mandalı bulmamız gerekmektedir. Bu mandal sağa ve sola çevrilebilen bir aparattır. Kombimizin alt bölmesinde yer almaktadır. Mandalı bulduktan sonra gerek el ile gerek tornavida ile çevirme işlemini gerçekleştirebiliyoruz. Şimdi gelelim en önemli nokta olan bar ayarlarına. Bar ekranına bakmamız gerekiyor. Zaten mandalı çevirdiğimizde su basıncı ekranında bir yükselme olduğunu göreceğiz. Bu yükselme ile birlikte su basıncımız artmış olacak ve kombimizin içerisinde su basmış olacağız.

Kombiye su basma işlemi tamamı ile bu kadar basittir. Normal şartlarda kombi ustalarının yani teknik servis ekiplerinin yapması gereken işlemlerdir. Kombiler de yaşanabilecek olan arızalarda teknik ekibe başvurulması gerekmektedir.